21 Kasım 2010 Pazar

Ayşe'nin ruh ve beden sağlığı reçeteleri..

Oyuncu ve aromaterapist arkadaşım Ayşe Tolga, emek ve özenle oluşturduğu doğal kozmetik markası Aisha ile aynı ismi taşıyan bloğunda, rahatlıkla bulunabilecek malzemelerle yapılan reçeteler veriyor. 'Evinizdeki güzellik ve sağlık mucizeleri' başlığını taşıyan yazısı; cilt bakımından Aromaterapi uygulamalarına, şifalı banyolardan kış çayı, çorba ve meyve sularına uzanan zengin bir içeriğe sahip. Mevsim normallerinin ufaktan kendini hissettirmesiyle yaşanması olası ''eyvah havalar soğuyor'' paniğini evde atlatmaya çalışırken, zevkli zevkli uygulayın diye..
http://aishaaromatherapy.blogspot.com/search?updated-min=2009-01-01T00%3A00%3A00-08%3A00&updated-max=2010-01-01T00%3A00%3A00-08%3A00&max-results=8

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Eski Alexander yeni farkediş..

Resimde görülen yerde yatış pozisyonuna ilişkin daha önce yazmıştım. Burada, Alexander Tekniği'ndeki uygulanışından biraz farklı olarak bacaklar sandalye üzerine konarak yatılıyor. Bu şekilde bacakların da dahil olduğu tam bir bırakış söz konusu olabiliyor. Sırt ve bel ağrıları ve günlük yaşama temposu içinde yorulan sırtı dinlendirmek için çok etkili bir pozisyon. Bu şekilde yatmak, dik durdukça yerçekiminin etkisiyle birbiri üzerine binmeye meyleden omurların arasının açılmasını, aralarındaki disklerin rahatlamasını ve omurlar arası sıvıyla dolmasını sağlıyor. Uygulanış biçimini; sayfanın sonunda, "İhtiyacın Belki Bir Hareket" başlığı altında bulabilirsiniz.
* * *
Bu konuya tekrar değinmemin sebebi ise, pozisyonla ilgili yeni bir şey farketmiş olmam. Bugüne kadar genelde akşam ya da ağrının olduğu herhangi bir zamanda yapılmasını öneriyordum. Bu yine geçerli ancak sabah bu şekilde yattığımda farkettiğim bir şey oldu. Akşam yapıldığında çok dinlendirici fakat gün boyu oturan, yürüyen, oradan oraya koşup yetişmeye çalışan, heyecanlanan, üzülen, sevinen bedenimizi en derindeki kaslarına kadar serbest bırakabilmek her zaman mümkün olmuyor, belki saatler boyunca yatar ve konsantrasyonumuzu nefesimiz ve bedenimizde tutabilirsek olur ama o da hayli zaman istiyor.
* *
Bununla birlikte, sabah uykudan uyandıktan sonra, eğer yapıyorsanız spor ya da yoga çalışmasının ardından bu şekilde 20 dakika yatmak ve yine doğal ama sakin nefesler alıp vererek, farkındalığımızı bedenimizde gezdirerek, özellikle dikkatimizi; sırt yere indikçe kasılan bacaklarımıza tekrar tekrar döndürüp onları da serbest bırakarak bu şekilde hareketsiz kalmak, derindeki kaslara kadar gevşemeyi sağlıyor. Nefes verme ile bir sonraki nefes alış arasındaki süreyi uzattıkça bu bırakma, esneme daha da derinleşiyor.
Omurga kendini yere bıraktıkça yüzeye daha yakın olan spinal kasların altında bulunan derin spinal kasların da esnediğini farkettim. Bu kaslarda oluşan tetik nokta dediğimiz kas düğümleri; sırtın tahta gibi sert hissedilmesine, omurganın kendisinde, belde ve karnın içinde ağrılar oluşmasına, bedeni sağa sola çevirirken zorlanmaya neden olabiliyor. Bu yoğunlukta kasılmış olan derin spinal kasların esnemesi sırasında, sırtınızın gerginliğine bağlı olarak bazı bölgelerde yanıcı bir acı duyulabiliyor. Bu bir problemin habercisi değil, doğal bir acı. Bu noktada dayanılabildiği yere kadar esnemenin devam etmesine izin verilip, dayanılamadığı yerde burundan bir kaç sık nefes alıp vermeyle acı hafifletilip yeniden normal nefese dönülebilir.
* *
Eğer düzenli esnetici egzersiz ya da yoga yapan biri değilseniz veya zorlayıcı egzersizler yapıyorsanız, bütün gün oturarak veya ağır şeyler taşıyarak çalışıyorsanız, yatağınız rahat değilse ve dinlenerek uyanmıyorsanız, 20 dakika sonunda bu pozisyondan çıkmak da o kadar kolay olmayabilir. Bedeni hareketsizlikten tekrar aktif hale sağlıklı bir şekilde geçirmek ve bunu mümkün olduğu kadar ağrısız yapabilmek için; önce ayaklarınızı bileklerden yavaşça ileri geri, sağa sola oynatmaya başlayın. Daha sonra dizlerinizi sırayla göğsünüze doğru çekin ve kollarınızı da gövdenize yaklaştırarak bacaklarınızı dizlerin altından, çekmeden, gevşekçe tutun. Sanki rüzgarda salınır gibi - bebeklerin yerde yatıp sallandığı gibi de diyebiliriz - sağa sola ufak hareketlerle sallanmaya başlayın. Rahatladığınızı hissettiğinizde bacakları ve kolları serbest bırakarak sağ ya da sol yanınıza yavaşça düşün ve ellerinizden destek alarak kalkın. Yürümeye başlayıp da kasların ısınmasına kadar geçen bir iki dakikalık sürede de hafif ağrı ve tutulmuş hal devam edebilir, endişelenmeyin, ısındıkça açılacaksınız ancak bu aynı zamanda yogaya veya yüzme, pilates, bisiklet sürme gibi bir spora başlamanızın zamanı gelmiş işareti de sayılabilir.
* *
Yerden kalkış boyunca her şey çok yavaş, farkında olarak ve düzenli nefes alıp vermeyi sürdürerek olmalı. Özellikle dikkatimizi bir şeye yoğunlaştırdığımızda nefes alıp vermeyi unutabiliyoruz. Zihni 20 dakika boyunca bedende tutmak, nefes alıp vererek bütün bedeni oksijenle beslemek bir tür meditasyon işlevi de görüyor. Artık gününüze yumuşamış, rahatlamış bir sırt ve açık bir zihinle devam edebilirsiniz.

1 Nisan 2010 Perşembe

ÇEKÜD ve dil yarası

Dilin bozulması insanın diğer insanlarla ve zamanla kendisiyle olan ilişkisinin bozulmasına kadar gidebilecek önemli bir durum. Hal böyleyken, kamusal bir alanda rastladığım, insanları çevreye duyarlı olmaya ve bir şeyler yapmaya davet eden bir yarışma afişi 'Nereye gidiyoruz?' diye sorduruyor ister istemez. ÇEKÜD (Çevre ve Kültür Kuruluşları Dayanışma Derneği)'e ait 'Yaprak İstiyoruz' isimli çevre yarışmasının afişinde şöyle bir slogan kullanılmış; 'Sessiz Kalma Yarış, Fotoğrafla Resimle Yazmakla ! ' 'Yazmakla mı' diye durdum bir an, afişi gördüğümde. Bu afişin hazırlanmasına fikriyle, uygulamasıyla ve en son kontrolüyle katkıda bulunanlardan birisinin bile 'yazmakla değil yazıyla' dememiş olması ve afişin, başlangıçtan metro durağında sergilenme aşamasına kadar gelmiş olması inanılmaz gibi görünüyor ama olmuş. Kimsenin kimseyi anlamadığı kabusa benzer günler gelmiş gibi korktum, canımı sıktı, moralimi bozdu bu ÇEKÜD afişi. Çevreye duyarlı dile duyarsız afiş olmamış ÇEKÜD!

7 Şubat 2010 Pazar

Refleksoloji

Vücuttaki organların eller ve ayaklardaki sinir ucu noktalarına basılarak beyine uyarı gönderilmesi yoluyla yapılan tedavi biçimine Refleksoloji adı veriliyor. Refleksolojinin, uzmanları tarafından tedavi olarak uygulanan biçiminde, sorun olan bölgenin ayaktaki noktasına bastığınızda keskin ve noktasal bir acı duyuyorsunuz. Bastırmaya son verildiği anda acı da bitiyor. Katıldığım bir günlük Refleksoloji seminerinde, eğitim veren doktor o anda yaşamakta olduğum bel ağrısı için Refleksoloji uygulamıştı ve ağrım geçmişti. Masaja gelen Pakistanlı bir müşterim, düşme sonucu kalçası kırılan annesinin, gerekli tıbbi tedaviyi aldıktan sonra televizyon seyrederken bir yandan kalçasının eldeki yansıma noktasına basarak masaj uyguladığından ve yaşlı olmasına rağmen çok kısa bir sürede iyileştiğinden bahsetmişti.
Refleksolojiyi, kendi kendinize el ve ayak masajı şeklinde uygulayarak sinir uçlarını uyarabilir ve organlarınıza enerji yollayabilirsiniz. Ele uygularken masaj uyguladığınız eli, diğer elinizin dört parmağını birleştirerek oluşturduğunuz desteğe yaslayın ve başparmağınızla bir noktaya orta şiddette bastırıp, parmağı kaldırmadan küçük bir daire çizin. Her defasında tek bir baskı uygulayarak bütün eli dolaşın. Bastığınız noktada bir acı duyarsanız bunu hemen bir hastalığa yorup telaşlanmayın; bölgesel bir ağrı varsa ve bastırmayı bırakınca da devam ediyorsa el ve ayaklarınızdaki kasların gerginliğinden kaynaklanıyor olabilir. Ancak kendinizde o bölgeyle ya da organla ilgili bir sorunun varlığını hissediyorsanız kontrol için bir doktora gidebilirsiniz.
Ayağa masaj yaparken ise, ayağınızı iki avuç içinde sarmalayarak yine başparmağınız yardımı ile aynı işlemi uygulayın.Dirseklerinizi de bacaklarınıza yaslayarak omuzlarınızın gerilmesini önleyebilirsiniz. Özellikle ayak masajının oldukça rahatlatıcı ve bedeni gevşetici etkisi olduğunu göreceksiniz.
El ve ayak refleksoloji haritaları için Dorling Kindersley Books sitesindeki çizimlerden yararlanabilirsiniz. İyi masajlar..
http://www.dorlingkindersley-uk.co.uk/static/cs/uk/11/features/reflexology/footchart.html
http://www.dorlingkindersley-uk.co.uk/static/cs/uk/11/features/reflexology/handchart.html

24 Ocak 2010 Pazar

İrem'in hayat kurtaran önermesi..

Güzel olanla buluşmalarımın buluşturucusu dostum Gürol bir gün beni, durak demeye dilim varmıyor, hayat yoluma paralel bir yol olan Çatı'ya götürdü (http://www.catidans.org/). Orada katıldığım çalışmalardan birinde, çalışmayı yürüten dansçı arkadaşımız İrem, bir önermede bulundu; "ayakta dururken ya da otururken, kaslarınızın altında sizi taşıyan bir iskeletiniz olduğunu hatırlayın, onu gözünüzün önüne getirin, daha az yorulacaksınız.." (http://www.iremcalikusu.com/).
Çok eski olmayan bir zamanda, yaklaşık 6 -7 sene öncesinde, bir bedenim olduğunu görüyor, biliyor ve onu oradan oraya 'taşıyordum', çok yorularak.. Sokakta yürümek eziyet halini almıştı.. Önceleri yalnızca fotoğraf malzemeleri, çanta ve tripod taşıdığım zamanlarda böyle hissederken, giderek bu hal hiçbir şey taşımadığım, elimi kolumu sallayarak yürüdüğüm zamanlara da hakim olmaya başladı. Ayakta durmak bile yorucuydu.. Sürekli oturmak isteyerek; sırtımda çanta yürürken bir işyeri bahçesinde gördüğüm, çalışanlar öğle tatilinde otursun diye ağaç altına konmuş bankları düşleyerek geçirilen bir hayat.. 'N'oluyor bana? Böyle ne kadar gider' soruları, ardından sıkışan kula yetişen hızır şeklinde Yoga ile tanışma (Kaş Camping / Kartal Yuvası /sevgili Deniz) ve bedenimi o zamana kadar olandan farklı bir şekilde farkediş.. (http://www.denizsusever.com/)
2005 yılında Çatı'da çağdaş dans dersleri kapsamında yürütülen hareket, beden farkındalığı çalışmalarında artık bedenimi taşımıyor; düşünce ve duyguların ifade bulduğu, hafızası olan, tutan ve bırakan bedenimle içinde bulunduğumuz uzayda hareket ediyordum. Çatı bana, hareket etmenin ve hareket eden bedeni farketmenin insana ne kadar iyi geldiğini; zihni ne kadar özgür bıraktığını; bedeni, zihnin koyduğu sınırların ötesine taşıdığını gösterdi. Hayat pratiğinde de, ayakta durmayı, sıkışma ve ağrı hislerini nasıl gevşetebileceğimi, insanlara ya da nesnelere çarpmadan yürümeyi, aniden durabilmeyi ve bunu rahatlıkla, zararsızca yapabilmeyi, kalabalıkta kimseye kolumu bacağımı çarpmadan dansedebilmeyi, herşeyle uyum içinde varolabilmeyi.. Ve bütün bunları herkesin yapabileceğini..

İhtİyacın; belkİ bİr bİtkİ..

Bu köşeye; iyileştirici etkilerinden yararlandığımız bitkilere dair, Ecz.Nimet Özata'dan öğrendiğim birkaç bilgi ile başlamak istiyorum. Kendisinin Fitoterapi ve Aromaterapi isimli kitabı Doğan Yayıncılık tarafından basılmış, kitapçılarda bulunuyor. http://www.dogankitap.com.tr/kitap.asp?id=1257
Bitkileri, alabiliyorsak paketlenmiş bir şekilde satan ya da cam kavanozlar veya kapalı çekmece kutu vs'lerde saklayan aktarlardan almalıyız ki açıkta bekletilip aromatik etkilerini yitirmemiş olsunlar. Ayrıca dükkan önlerinde satılan bitkilerin sokaktaki bütün tozu pisliği de taşıyabileceği ihtimalini gözden kaçırmamak gerekiyor.
Kurutulmuş bir bitkinin etkinlik süresi ise 1 yılmış. O nedenle bitkileri, her zaman alışveriş yaptığımız bir aktardan alıp uzun yıllardır bekletilmediğinden emin olmamız da bir başka dikkat etmemiz gereken unsur.

Belkİ bİr hareket

Uzun süre masa başında çalışma, ağır nesneleri taşıma ya da sadece duruş bozukluğu sebebiyle bir çok insan sırt ve bel ağrısından şikayet ediyor. Gün sonunda, sessiz, sakin bir ortamda, aşağıdaki resimde gösterilen pozisyonda 20 dakika yatarak sırtınızın ve belinizin dinlenmesini ve ağrılarınızın hafiflemesini sağlayabilirsiniz.
Dikkat edilecek noktalar;
* Yerde yatarken üşümemek için altınıza, yerin sertliğini hissetmenize engel olmayacak kalınlıkta ve soğuğu geçirmeyecek bir örtü serin (bir kaç kat yapılmış polar battaniye gibi). Omurganızın tam düz uzanması için başınızın altına bir kitap koyabilirsiniz.
*Yattığınız ortamın havasının temiz olmasına özen gösterin. Sakin bir müzik dinlemek ya da sessizlikte uzanmak gevşemeyi ve dinlenmeyi kolaylaştırır. Gözlerinizi yormayacak hafif bir ışıkta veya tamamen karanlıkta yatmak da öyle..
*Yatarken kollar gövdenin yanında düz uzanıyor ve avuç içleri açık olarak yukarı bakıyor. Bacaklarınızın sandalyeye 90 derecelik açıyla yerleştiğinden emin olun.
*Yatılan süre boyunca nefes burundan diyaframa (göbek bölgesine) olabildiğince yavaş ve derin alınıp veriliyor. Ancak bunu kendinizi zorlayarak değil, yapabildiğiniz kadar, doğal bir akışla yapın. Nefes alışınızda karnınızın yanlarının genişlediğini hissedin. Her nefes verişinizde ise nefesi sonuna kadar verin ve omurganın, özellikle bel bölgesinin giderek yere indiğini hissetmeye çalışın.
*Nefes alış verişler boyunca, dikkatinizi vücudunuza yönlendirerek kasılı kalmış yerlerinizi farketmeye çalışın ve farkettikçe içinizden "serbest bırakıyorum" diyerek o bölgeyi rahat bırakın. Vücudunuzu dikkatinizle tarayın ve her bölgenin ağırlığını tamamen yere bırakın, vücudunuzun ağırlaşıp yere yapıştığını hissedin.
*Süre sonunda kalkarken, önce bacaklarınızı aşağı indirin ve mutlaka sağ ya da sol yanınıza dönerek, elinizle yerden destek alarak doğrulun.
*Çalışmanın tedavi edici niteliğini artırmak için tekrar kalktığınızda ağır kaldırmayacağınız, sırtınızı zorlamayacağınız bir zaman diliminde, örneğin yatma saatinize yakın yapın. Ancak gün içinde sırtınız ağrıyorsa da bu pozisyonu uygulayarak rahatlayabilirsiniz.
*Bu süre boyunca zihninizin de dinlenmesi için, düşüncelere dalmak yerine dikkatinizin nefesinizde ve vücudunuzda kalmasına çalışın.

Yatış pozisyonu

Yatış pozisyonu